FAIL (the browser should render some flash content, not this).

Glad to see you here

Her insanın zaman zaman kendi başına üstesinden gelemediği sorunlar olabilir ve bir uzman desteğine ihtiyaç duyabilir. Psikoterapi kendinize verebileceğiniz en güzel hediyedir.

Devamını Oku >>

Archive for the ‘CİNSEL TERAPİ’ Category

CİNSEL TERAPİ NEDİR? NE DEĞİLDİR?

February 16, 2011 @ 11:30 pm
posted by gulum

Cinsellik hem toplumca en çok merak ettiğimiz, hem de konuşmaktan en fazla kaçınılan konulardan biri. Cinselliği hala bir tabu olarak görmeye devam ediyoruz, cinsellik hakkında konuşmaya çekiniyoruz ve bu konuda kulaktan kulağa yayılan yanlış ve uydurma bilgilere inanmaya devam ediyoruz. Tabi bunda hem toplumun cinselliği merak etmeye karşı olan olumsuz bakış açısı, hem de cinsel konularda doğru bilgi edinecek kurumların ve kaynakların neredeyse yok denecek kadar az olması da fazlasıyla etkili oluyor.

Cinsellik Türk toplumunda hala cinselliği konuşmak ve merak etmek ayıp olarak algılanıyor. Hem kızlar hem de erkekler cinsellikle ilgili merak ettikleri konular  ve sorunlar olduğunda kime danışacaklarını da bilemiyorlar. Özellikle de evlendikten sonra ve cinsel bir sorun ortaya çıktığında ne yapılacağı, nasıl çözüm bulunacağı ve nereye başvurulacağı daha da önemli bir konu haline geliyor.

Cinsel sorun denildiği zaman normalden uzun süre devam eden yani en az 4 ay boyunca süren ve her ilişkide yineleyici biçimde ortaya çıkan sorunlardan söz etmekteyiz. Ülkemizde bu konuda çok sık aratırmalar yapılmada da 10 kişiden yedisinde cinsel bir sorun olduğundan söz edilmektedir. Bu oldukça ciddi bir rakamdır. Kadınlarda en sık rastlanan cinsel sorunlar orgazm sorunları, cinsel isteksizlik ve vajinismusken, erkeklerde ise sertleşme sorunları, erken boşalma ve cinsel istek azalmasının en fazla tedavi arayışına girilen sorunlar olduğunu söyleyebiliriz.

Cinsel sorun yaşayan çiftler sorunu kabul edip tedaviye başvurmadan önce birçok aşamadan geçerler. İlk başlarda sorun ortaya çıktığında bu durumun geçici olduğu düşünülür, kendiliğinden geçmesi beklenir ve moraller fazla bozulmaz. Daha sonra sorun devam ettiğinde bu defa görmezden gelinir ve yavaş yavaş hem sorundan hem de cinbsel temastan uzaklaşılır. Sanki çift kendi aralarında sessiz bir anlaşma yapmış gibidir. Cinsel temasta bulunmadan sessiz sedasız yaşayıp giderler. Tabi her çift aynı tepkiyi vermez, bazen cinsel sorun yüzünden kadın ve erkek arasında şiddetli kavgalar yaşanırken, çoğu zaman bir taraf kaçar diğeri de onu üzmemek için üzerine gitmez. Biraz daha vakit geçtikten sonra ki bu bazen yıllar olur, artık taraflardan birisi ‘’yeter’’ der ve o zaman tedavi arayışına gidilir. Çifti tedaviye teşvik eden neden bazen eşini kaybetme evliliğin bitmesi korkusu olur, bazen de artık çocuk özlemi dayanılmaz hale gelir. Yani genelde son raddeye gelinmeden tedaviye de başvurulmaz.

Tabi ki sorunu kabullenmek ve tedaviye ikna olmak uzun aşamaları gerektirse de, çiftlerin tedaviyi geciktirmelerin en önemli nedenlerinden biri de aslında hangi uzmana başvuracaklarını bilememeleridir. Doğru uzmanı bulamamak, tedavi imkanlarına ulaşamamak ya da sorunun çözülebileceğine inanmamak da tedaviyi geciktirir.

Cinsel sorunların tedavisinde cinsel terapi uygulanmaktadır. Ancak öncelikle cinsel sorunun nedeni tam olarak belirlenmelidir. Çünkü sorunların nedeni fiziksel, hormonal ya da psikolojik olabilir ve eğer sorun psikolojikse cinsel terapi uygulanır. Eğer sorun psikolojik değilse, fiziksel ya da hormonal nedenlerden, bir hastalıktan ya da ilaç kullanımından kaynaklanıyorsa o zaman tıbbi tedavi uygulanması gereklidir. Bu nedenle cinsel sorun söz konusu olduğunda cinsel terapiye başlanmadan önce fiziksel ve hormonal muayeneden geçmek en doğrusu olacaktır, eğer organik bir neden bulunamazsa o zaman sorun psikolojik ya da ilişkisel demektir ve cinsel terapi ile olumlu sonuçlar alınabilir.

Peki cinsel terapi nedir? Cinsel terapi denildiğinde akla birçok soru gelebilmektedir ve işin içinde cinsellik olunca çiftler buna şüphe ile yaklaşabilmektedirler. Cinsel terapi, cinsel işlev bozuklukları ile ilgilenen özel bir terapi alanıdır. Cinsel terapinin içersinde sorunu anlamak, dinlemek, tanının konulması, terapi planının oluşturulması, çiftin/bireyin cinsel anatomi, fizyolojive cinsellikle ilgili diğer konularda bilgilendirilmesi ve ev ödevlerinin verilmesi yer alır. Genellikle evli çiftlerin cinsel sorunları ile ilgilenilse de, cinsel terapiye başvurmak için illaki evli olmak gerekmez, bireysel olarak da cinsel terapiye başvurulabilir.

Cinsel terapi sonuç odaklıdır. Cinsel terapide bir amaç vardır ve terapist danışanlarla işbirliği yaparak o amaca ulaşmaya çalışır. Cinsel terapi kısa sürelidir, aylarca ya da yıllarca sürmez, çoğu zaman sorunun çözümünde 10 seans yeterli olmaktadır. Genellikle daha sık görüşmeler yapılarak sorunlar daha kısa sürede çözülebilmektedir. Tabi ki sorunlar çeşitlidir, bireysel farklılıklar vardır ve çiftlerin arasındaki ilişkinin sağlamlığı da yine terapi sürecini etkileyebilir. Ancak sorunun nedeni belirlendikten sonra cinsel terapide nedenler üzerinde çok durulmadan ileriye doğru ilerlemeye çalışılır, bunda da ev ödevleri önemli rol oynar, ancak eğer başka psikolojik sorunlar, ilişki problemleri, eşle ilgili sorunlar ve kişilik özellikleri terapi sürecini etkiliyorsa o zaman onlar üzerinde de durulur ve süreç biraz daha uzayabilir.

Cinsel terapide terapist genellikle aktif konumdadır. Cinsel terapist soru sorar, yönlendirmeler yapar, ev ödevleri verir ve bir öğretmen gibi bilgilendirme yapar. Toplumda genelde psikolog sadece dinler, konuşmaz gibi bir algı vardır, ancak konu cinsel terapi olduğunda cinsel terapist son derece konuşkandır, aktiftir, direfktir vericidir ve bilgilendiricidir.

Cinsel terapide cinsel terapistinizle cinsel konularda açıkça ve rahatça konuşabilirsiniz, merak ettiklerinizi öğrenebilirsiniz ve sorunlarınıza uygun çözümleri elde edebilirsiniz. Bazen cinsel anatomi, cinsel organların yapısı ya da cinsel ilişkinin nasıl gerçekleştiği konusundaki kısa bir bilgilendirme bile sorunu çözebilmektedir. Bazen de heyecan, panik, performans anksiyetesi söz konusu olduğunda rahatlama ve gevşeme egzersizleri öğretilerek, ev ödevleri verilerek  ve cinselliğin keyifli, huzurlu ve zevkli bir paylaşım olması gerektiğinin altı çizilerek çiftin/ bireyin cinselliğe farklı bir açıdan bakmasına yardımcı olunmaktadır.

Cinsel terapi hangi sorunların çözümünde yardımcı olur?

  • Ereksiyon sorunu
  • Boşalma sorunları (erken boşalma, geç boşalma)
  • Orgazm sorunları
  • Vajinismus
  • Ağrılı cinsel ilişki – Disparoni
  • Cinsel isteksizlik- frijidite
  • Azalmış cinsel istek
  • Seks bağımlılığı
  • Porno bağımlılığı
  • Cinsel bilgisizlik ve deneyimsizliğe bağlı yaşanan sorunlar
  • Cinsel kimlik bozuklukları
  • Cinsel sapkınlıklar
  • Gebelik sonrası yaşanan cinsel sorunlar
  • Cinsel istismara uğramış olma
  • Eşle yaşanan cinsel uyumsuzluk

Cinsel terapinin amacı; çiftin/bireyin cinsel hayatını zenginleştirmek, cinsel becerileri geliştirmek, cinsel performansı arttırmak, eşle cinsel iletişimi arttırmak, çiftin empati yeteneğini geliştirmek ve var olan cinsel sorunları çözüme ulaştırmaktır.

Cinsel terapide sorununuzun nedenini birlikte tespit edip, ayrıntılı cinsel bilgilendirme yapılır ve ev ödevleri verilir. Terapi odasında herhangi bir müdahale ya da uygulama yapılmaz. Cinsel terapiye başvuran kişilerin en sık sorduğu sorulardan biri de terapi odasında ne yapıldığıdır. Cinsel terapide terapi odasında normal psikoterapiden farklı birşey yapılmaz, bireyin/çiftin evde kendi rahat ve huzurlu ortamlarında yapmaları için en ödevleri verilir.

Cinsel terapide eş faktörü çok önemlidir. Genellikle çiftlerden biri terapiye başvurmayı isterken, diğeri başvurmak istemez. Bazen biri diğerini zorla getirir. Bazen sorun kendindeymiş gibi görünen taraf tedaviye başvurmak için istekliyken, bazen de isteksizdir. Yani aslında tedaviye başvuran çiftler de birbirinden çok farklıdır. Çiftin arasındaki sevgi, saygı, iletişim, empati kurma yeteneği, güven, vb. tedaviyi olumlu ya da olumsuz etkileyebilmektedir. Cinsel terapiye sadece eşle başvurulmaz, bireysel olarak da cinsel sorunları ya da bu konuda endişeleri olan bir kişi de cinsel terapiye başvurabilir ve fayda görebilir. Ayrıca sözlü, naşanlı çiftler de evlilik öncesinde eğer bazı sorunların olabileceğinin farkına varırlarsa cinsel terapiye başvurmaları faydalı olacaktır.

Cinsel terapiye başvurmak çoğu birey ya da çift için kolay değildir, başka biriyle mahrem konuları paylaşmak rahatsız edici gelebilir. Ancak unutmayın ki karşınızdaki kişi bunu konuda uzmandır, cinsel terapiye başvurmaya çekinmenize, utanmanıza gerek yoktur, cinsel terapist sizi yargılamaz, ayıplamaz, sadece yol gösterip soruna çözüm bulmaya çalışır.
Cinsel sorunlar yaşayan kişiler için çok bunaltıcıdır, çiftin hayatını etkiler, ilişkilerini bozar, depresyona yol açar; ancak çözülebilecek sorunlar için bu kadar sıkıntı çekmektense cinsel terapiye başvurup çözüm bulmanızı öneririm.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

cinsel terapi, cinsel terapist, cinsel terapist psikolog, cinsel terapi uzmanı, cinsel tedavi uzmanı, cinsel danışman, cinsel terapi ankara, cinsel terapist ankara, ankara cinsel terapi psikolog, cinsel terapi nedir, cinsel terapiye başvurmak, cinsel terapiste başvurmak, cinsel terapiste gitmek, vajinismus, vajinismus tedavisi, ankara vajinismus, ankarada vajinismus tedavisi, vajinismus tunalı, vajinismus kızılay, vajinismus terapi, vajinismus terapisi, vajinismus tedavi, ankarada vajinismus terapisi, vajinismus merkezi, vajinismus psikolog, vajinismus terapist, vajinismus doktoru, vajinismus terapisti, eskişehir vajinismus, kırıkkale vajinismus, çorum vajinismus, yozgat vajinismus, düzce vajinismus, bolu vajinismus, vajinismus tedavisi nasıl olur, vajinismus danışma, ilk gece korkusu, vajinismus kliniği, vajinismus terapi merkezi, vajinismus tedavi merkezi, vajinismus terapi kliniği, vajinismus tedavi kliniği, vajinismus hastalık mı, vajinismus nasıl çözülür, vajinismus ağrı, vajinismus acı, vajinismus korku, vajinismus belirtileri, vajinismus nedir, vajinismus parmak yöntemi, vajinismus parmak egzersizleri, vajinismus hastalığı, vajinismus evlilik, vajinismus erken boşalma, erken boşalma vajinismus, vajinismus erekstil disfonksiyon, erektil disfonksiyon vajinismus, cinsel isteksizlik vajinismus, vajinismus cinsel isteksizlik, disparoni vajinismus, vajinismus ağrılı cinsel ilişki, erken boşalma tedavisi, ankarada erken boşalma, erken boşalma psikolog, erken boşalma terapi

EN YAYGIN CİNSEL MİTLERDEN ÖRNEKLER

February 3, 2011 @ 11:10 pm
posted by gulum

Cinsel mitler, cinsellikle ilgili doğru olmayan, gerçeği yansıtmayan ancak kulaktan kulağa yıllar boyu yayılmış ve artık herkes tarafından kabul edilir hale gelmiş abartılı inanışlardır, bir bakıma bunlara hurafeler de diyebiliriz. Cinsel mitler bizim toplumumuzda son derece yaygındır, ancak sadece bizde değil tüm dünyada yıllardan beri süregelen yanlış cinsel inanışlar mevcuttur.

Cinsel mitler dünyada da yaygındır ve her toplumun kendi kültürel ve sosyal yapısına göre şekillenebilir. Her toplumun cinsellik konusunda kültürel inanışları ve davranış kalıpları da vardır. Bütün bunlar cinsel mitleri oluşturur. Cinsel mitler temelde cinsel bilgisizlik ve eğitimsizlikten kaynaklanır. Cinselliğin tabu olarak görülmesi, üzerinde konuşulup tartışılamaması cinsel mitlerin yaygınlaşmasına sebep olur. Cinsel mitler, cinsellikle ilgili abartılı ve gerçekçi olmayan beklentilerin oluşmasına, suçluluk ve pişmanlık hislerine, cinsellikle ilgili kaygı ve korkulara neden olarak cinsel işlev bozukluklarına da yol açabilirler. Cinsel mitleri ve bunların cinsel işlev bozuklukları üzerindeki etkilerini ilk araştıran uzmanlardan biri Dr. Bernie Zilbergeld’dir. Zilbergeld, basın yayı organlarındaki bazı haberlerin, erotik içerikli yayınların, toplum içinde anlatılan fıkra, espri ve şakaların ve özellikle de arkadaşların birbirlerine cinsel konularda aktardıklarının cinsel mitlerin toplumda yaygınlaşması ve kabul görmesi üzerinde etkili olduğunu ifade etmiştir.

En yaygın cinsel mitler şunlardır:

Cinsellik sadece seks demektir.

Toplumca en yaygın olarak inandığımız mitlerden biridir. Aslında sadece bizde değil, tüm dünyada cinsellik seks anlamına gelir düşüncesi yaygındır. Oysa ki cinsellik çok geniş bir kavramdır, sadece pensin vajinaya girmesi demek değildir. Kişinin cinsel kimliği ile ilgili olan her şey, yürüyüşü, oturuşu, kalkışı, giyim tarzı, ses tonu, konuşma şekli her şey cinselliğini yansıtır. Ayrıca seks dendiğinde bu sadece cinsel birleşme demek değildir, dokunmak, öpüşmek, sevişmek, sarılmak hepsi aslında seksin bir parçasıdır.

Erkek her zaman cinsel ilişkiye hazırdır.

Bu mit de yine toplumda çok yaygındır ve özellikle erkeklerin yaşadıkları cinsel sorunların ortaya çıkmasında etkilidir. Çünkü toplumda yaygın olarak erkeğin her zaman cinsel ilişkiyi istediğine, istemeyeceği bir zamanı olmadığına ve erkeğin penisinin en ufak bir uyarılmada sertleşip hemen cinsel ilişkiye hazır olacağına dair yaygın bir inanış vardır. Oysa ki erkeğin de cinsel ilişkiyi istemediği ya da hazır olmadığı zamanlar olabilir. Bu mit erkek üzerinde büyük bir baskı yaratır, sertleşme ve erken boşalma sorunlarına neden olabilir ve çiftin ilişkisi üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir.

Cinsel ilişkiyi erkek başlatır ve idare eder.

Bu da yine erkekler üzerinde baskı yaratan cinsel mitlerden biridir. Bu mit kadın üzerinde de baskı yaratır, cinselliği hep erkeğin başlatması gerektiği inancı kadının o an istese bile cinsel isteğini ifade edememesine yol açabilir.

Kadının seksi başlatması ahlaksızca bir davranıştır, yakışık almaz.

Bu da aslında ‘’cinsel ilişkiyi her zaman erkek başlatır’’ miti ile aynı anlama gelen bir cinsel mittir. Toplumda son dönemde biraz değişse de, hala sekste erkeğin egemen olması gerektiği gibi bir inanış vardır. ‘’Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalıdır, kadın biraz naz yapmalıdır, hemen bunu kabul etmemelidir, çok hevesli görünmemelidir, cinsel arzusunu belli etmemelidir’’ gibi inanışlar kadının kendi cinselliğini bastırmasına ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilmektedir.

Erkeğin penisi sertleşir sertleşmez boşalması gerekir.

Bu erkeklerde erken boşalmaya neden olan mitlerden biridir. Çünkü erken boşalma sorunu ile bize başvuran erkeklerin birçoğu terapi sürecinde, aslında boşalma ile zevki eş değer tuttuklarını ve sevişmekten değil boşalmadan zevk alacaklarını düşündükleri için de erken boşaldıklarını fark etmektedirler. Penisin sertleştikten sonra boşalması gerektiği miti de erken boşalmayı desteklemektedir.

Cinsel ilişkide penis boyu çok önemlidir.

Yine erkekleri bunalıma sokan mitlerden biridir. Neredeyse tüm dünyada yüzyıllardan beri penis boyu ile erkeklik gücü arasında bir bağlantı kurulmuş ve erkeğin penisi ne kadar büyükse yatakta da o kadar iyi olacağı düşünülmüştür. Oysa ki penis boyu cinsel ilişkide çok da önemli değildir, çünkü kadının asıl zevk kaynağı klitoristir. Erkek kadının ruhunu okşarsa, ona güzel sözler söylerse, kadın yatakta beğenildiğini, arzulandığını hissederse, yeterli bir ön sevişme yapılır ve kadının klitorisi uyarılırsa kadın zaten cinsellikten zevk alacaktır. Penis boyu doğrudan kadını tatmin eden bir unsur değildir. Ancak ne yazık ki bu mit nedeniyle erkekler penisleri normal boyutta olsa bile onun küçük olduğunu düşünmekte, cinsel performanslarının iyi olmayacağı, eşleri tarafından beğenilmeyecekleri ve eşlerini tatmin edemeyecekleri endişesine kapılmaktadırlar. Bu yersiz bir endişedir.

Bütün fiziksel temaslar cinsel ilişki ile sonlanmalıdır.

Bu da yine yaygın bir mittir. Cinselliği çağrıştıran her eyleminin sonunun mutlaka cinsel ilişki ile bitmesi gerektiği inancı, çiftleri baskı altında bırakır. Oysa ki dokunmak, sarılmak, öpüşmek de bir ihtiyaçtır ve bazen kişi daha fazlasını istemeyebilir. O an onun ihtiyacı sadece sarılmak da olabilir.

Her erkek, kadına nasıl zevk vereceğini bilmek zorundadır.

Bu da erkeğin cinsel hayatını kabusa çeviren mitlerdendir. Çünkü sevişmeyi ve karşısındakine zevk vermeyi her insanın doğuştan bilmesi gerektiğine inanılır. Oysa ki her insanın farklı zevkleri ve istekleri vardır, herkes için standart bir sevişme şekli ve stili yoktur, bu nedenle o kişiyi tanımadan, onunla bazı şeyleri paylaşmadan her iki taraf için de tatmin edici bir cinsel ilişki yaşamak zordur. Partnerimizle konuşursak, duygu, düşünce, kaygı ve endişelerimizi paylaşırsak her şey daha güzel olacaktır. Ancak hem bu cinsel mitler hem de arkadaş çevresinde konuşulanlar, özellikle cinselliği merak eden ve cinsel açıdan henüz tecrübe yaşamamış erkekleri baskı altında bırakır ve erkekte ya partnerimi mutlu edemezsem endişesi doğar. Cinsellik doğal bir olgudur, ne kadar rahat ve doğal olursak o kadar keyifli hale gelir.

Cinsel ilişkide her iki tarafın da orgazm olması gereklidir.

Cinsel ilişkinin sonunda her iki tarafın da mutlaka orgazm olması gerektiği beklentisi de yine çiftlerin cinsel hayatlarını olumsuz etkileyebilir. Seksin de amaçları vardır ve her zaman amaç orgazm olmak değildir. Seksin ne gibi amaçları olabilir? Sevilmek, sevildiğini bilmek, korunmak, kendini iyi hissetmek, bir erkek tarafından çekici bulunmak, rahatlamak, gevşemek, stres atmak ve zevk almak. Bazen kişi sadece başka bir bedenin temasını ve sıcaklığını hissetmek için de cinselliği yaşamak isteyebilir. Amaç her zaman orgazm değildir. Orgazm hem ruhsal hem de fiziksel olarak yaşanan bir doyum halidir. Orgazmı takıntı haline getirmek, her ilişkiye ‘’ya orgazm olamazsam’’ ya da ‘’ mutlaka orgazm olmalıyım’’ diye başlamak kişiyi strese sokar ve mutsuz eder. Eğer zaten çift birbirini tanımaya zaman ayırır, kendini sevişmeye odaklar ve rahat olursa orgazm da gelecektir.

Cinsel ilişkide kadın ve erkek aynı anda orgazm olmalıdır, yoksa o ilişki başarısız olmuş demektir.
“Her ilişki mutlaka orgazmla sonlanmalıdır’’ mitinin yanı sıra bir de kadın ve erkeğin aynı anda orgazm olması gerektiği inancı da toplumda yaygındır. Aynı anda orgazm olmak gerçekten de cinsel bir mittir. İmkansız değildir ancak çok mümkün de değildir. Bu mit yeni evli çiftleri ya da cinsel açıdan henüz fazla deneyimi olmayan kişileri umutsuzluğa sürükleyebilir. Çift birbirini iyi tanıdığında, birbirinin nelerden hoşlandığını keşfettiğinde cinsel uyumu yakalar ve ancak o zaman boşalma zamanlarını birbirine göre ayarlayıp aynı anda orgazma ulaşabilir. Ancak bu bir gereklilik değildir, önemli olan orgazm olmak değil sevişmenin her anından zevk almaktır.

Partnerler birbirlerini severlerse ilişkiden nasıl zevk alacaklarını da bilirler.

Cinsel ilişkide partnere karşı hissedilen güzel duygular, sevgi, aşk tabi ki önemlidir. Ancak sadece seviyor olmak tatmin edici bir cinsel ilişki yaşamak için yeterli değildir. Birbirini tanımak, birbirinin istek ve arzularına saygı göstermek ve cinselliği konuşmak gereklidir.

Masturbasyon kötü bir eylemdir, pistir, zararlıdır.

Körlüğe, sağırlığı, deliliğe, sivilceye, vb. neden olur.Masturbasyonla ilgili mitler sadece bizim toplumumuzda değil, tüm dünyada fazlaca yaygındır. Masturbasyon kişinin kendi kendini tatmin etmesidir ve eğer kişinin bir partneri ya da eşi yoksa cinsel dürtüleri gidermenin sağlıklı bir yoludur. Ancak yüzyıllardan beri masturbason hep ayıp, kötü, günah, yasak olarak değerlendirilmiş ve masturbasyon yapan kişiler hep suçluluk, pişmanlık duyguları ile baş etmek zorunda kalmışlardır. Toplumda erkeklerin masturbasyon yapması daha normal kabul edilirken, kızların masturbasyon yapması daha da kötü olarak algılanır. Ancak şu bir gerçektir ki, doğuştan cinsel dürtüler her insanda vardır ve bu dürtüler tatmin edilmediğinde kişide sıkıntı ve stres yaratır. Masturbasyon cinsel dürtüleri tatmin etmek için sağlıklı bir yoldur, ancak suçluluk, günahkarlık duyguları ile yapıldığında cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Masturbasyon; sağır yapmaz, körlüğe neden olmaz, kişinin ruh sağlığını bozmaz, ders çalışmayı ve konsantrasyonu engellemez, uyku sorunu yaratmaz, sivilceye neden olmaz, bunlrın hepsi cinsel mittir.

İlk cinsel ilişki kadın için acılı ve ağrılıdır. Mutlaka kızlık zarının kanaması gereklidir.

İlk ilişki ve özellikle de kızlık zarı hakkında bizim toplumumuzda yanlış inanışlar o kadar fazladır ki yazmakla bitmez. Bizler de bize başvuran danışanlarımızdan çok farklı cinsel mitler duyuyoruz. Özellikle ilk gece korkusu vajinismus hastalığına yol açabiliyor ve çiftler daha evliliğin ilk gecesinden büyük sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Oysa ki kızlık zarında doğuştan bir delik vardır ve bu delikten adet kanı akar. Eğer ilk ilişkide kadın rahatsa, kendini kasmazsa, yeterli ön sevişme yapılırsa ve vajina ıslanırsa ilişki çok rahat geçekleşir ve acı, ağrı ve kanama olmaz.

Cinsel ilişki sırasında vajinanın kasılarak penisi sıkıştırması mümkündür.

Bize cinsel ilişkiye girmeme sorunuyla başvuran çiftlerin en çok korktukları olaylardan biri de kadın ve erkeğin birbirine kilitli kalmasıdır. Buna tıpta penis captivus adı verilir. Bu olay dişi köpeklerin erkek köpeğin spermlerini daha fazla tutabilmek ve döllenme olasılığını arttırmak için yaptığı bir davranıştır, ancak insanda vajinanın kasılıp penisi sıkıştırması mümkün değildir. Ancak bize başvuran hemen her çift bu kaygıdan bahseder, demek ki bu mit kulaktan kulağa yayılmış ve şehir efsanesi haline gelmiştir.

Yukarıda yazdıklarım cinsel mitlere bazı örneklerdir ve bu mitler gerçeği yansıtmadığı halde kişilerin cinsel hayatlarını olumsuz etkilemekte ve cinsel işlev bozukluklarına da zemin hazırlamaktadır. Cinsel mitlerin üstesinden gelmenin yolu cinsel eğitimdir, doğru ve sağlıklı bilgiye ulaşmaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

vajinismus, vajinismus tedavisi, ankara vajinismus, ankarada vajinismus tedavisi, vajinismus tunalı, vajinismus kızılay, vajinismus terapi, vajinismus terapisi, vajinismus tedavi, ankarada vajinismus terapisi, vajinismus merkezi, vajinismus psikolog, vajinismus terapist, vajinismus doktoru, vajinismus terapisti, eskişehir vajinismus, kırıkkale vajinismus, çorum vajinismus, yozgat vajinismus, düzce vajinismus, bolu vajinismus, vajinismus tedavisi nasıl olur, vajinismus danışma, ilk gece korkusu, vajinismus kliniği, vajinismus terapi merkezi, vajinismus tedavi merkezi, vajinismus terapi kliniği, vajinismus tedavi kliniği, vajinismus hastalık mı, vajinismus nasıl çözülür, vajinismus ağrı, vajinismus acı, vajinismus korku, vajinismus belirtileri, vajinismus nedir, vajinismus parmak yöntemi, vajinismus parmak egzersizleri, vajinismus hastalığı, vajinismus evlilik, vajinismus erken boşalma, erken boşalma vajinismus, vajinismus erekstil disfonksiyon, erektil disfonksiyon vajinismus, cinsel isteksizlik vajinismus, vajinismus cinsel isteksizlik, disparoni vajinismus, vajinismus ağrılı cinsel ilişki, erken boşalma tedavisi, ankarada erken boşalma, erken boşalma psikolog, erken boşalma terapi, sertleşme sorunu, ereksiyon problemi, ankarada cinsel terapi uzmanı, ağrılı cinsel ilişki tedavi

İlk gece korkusu nedir?

İlk gece korkusu bizim toplumumuzda sıklıkla yaşanan bir korkudur, gerdek gecesi cinsel ilişkiye girme konusunda çiftin duyduğu endişeyi ifade eder. Toplumumuzda genel anlayış cinsel ilişkiyi tam anlamıyla yaşamak için evlilik sonrasını beklemektir, bu nedenle hem kadın hem de erkek ilk geceyi düşünerek heyecanlanır, bazen bunu büyütüp kafasına takabilir.

Bu kabusu daha çok kadınlar mı yoksa erkekler mi yaşıyor?

Toplumca sanki ilk gece korkusu sadece kadınlarda varmış gibi görünse de, aslında bu kaygıyı hem erkekler de yaşar, yani ilk gece korkusu sadece kadınlara özgü bir durum değildir. Türk toplumunda kızlık zarına abartılı bir önem verilmektedir. İlk gece kadın canının yanmasından, acı ve ağrı duymaktan ve kanama olmasından korkar. Kanama beklentisi hem kadında hem de erkekte vardır. Kadın ilk gece hem kanama olmasından, hem de olmamasından korkar, çünkü çocukluğundan itibaren ”kızlık zarı kanar” denilerek yetiştirilmiştir ve kanamaması da önemli bir sorundur. Toplumda sanki ilk gece kadının başına kötü bir şey gelecekmiş gibi davranılır, bu nedenle de kadın ilk gece korkusu yaşar. Erkeğin ilk geceye dair farklı kaygıları vardır, kadının canının yanmasından korkarken erkek de başarısız olmaktan korkar. Cinsel güç, cinsellikteki başarı erkeklikle özdeşleştirildiği için ilk gece ereksiyon sorunu ya da erken boşalma yaşamak erkeğin kabusudur. Hem kadının hem de erkeğin korkuları birleşince ilk gece çoğu çift için sıkıntılı bir şekilde yaşanır.

Düğünden hemen sonra gerdeğe girmek gerekli midir? Balayı beklense ne olur?

Yoğun geçen nikah- düğünden sonra çift yorgun olur, bir de o gece cinsel ilişkiye girme mecburiyeti olunca üzerlerinde baskı hissedebilirler. Daha geleneksel ailelerde anne- babaların, akrabaların da baskısı olabilir. Kapıda bekleyenler, telefon edenler olabilir. Bu konuda çifti rahat bırakmak gereklidir. Neyi ne zaman yaşayacaklarına onlar karar vermelidir. İlk gece çok yorgunlarsa sarılıp uyuyabilirler. Daha öncesinde cinsel olarak birbirini tanımayan, hiç başbaşa kalmamış ya da birbirini ilk defa çıplak gören çiftler olabilir, onlardan hemen o gece birliktelik yaşamalarını beklemek çok da doğru olmayacaktır. Sonuçta önemli olan kadın ve erkeğin birbirine ve cinselliğe alışmasıdır. O gece dinlendikten sonra ertesi gün herşey daha keyifli olacaktır.

İki tarafta çok heyecanlıysa ne yapmaları lazım?

Eğer kadın ve erkeğin daha önce cinsel bilgi ve deneyimleri yoksa, birbirlerini evlilik öncesinde fazla tanıma fırsatı da bulmadılarsa heyecanlı olmaları doğaldır. Bu heyecanın nedeni aslında ilk cinsel ilişkiyi gözlerinde çok büyütmeleri ve abartmalarıdır. Kadın ve erkek eğer çok heyecanlıysa önce konuşup birbirlerini rahatlatmalı, endişelerini ve kaygılarını birbirleriyle paylaşmalıdır. Çift cinselliği birlikte öğrenecekse, birbirine karşı açık olmalıdır. Kadın ve erkek eğer birbirlerine destek olur ve cinsel konularda bilgilenirlerse sorun olmayacaktır.

Çiftlerin, gerçekten vajinusmus ya da iktidarsız oldukları ne kadar denemeden sonra anlaşılır?

Bir sorun eğer belli bir süre boyunca her cinsel ilişkide sürekli ve yineleyici biçimde ortaya çıkıyorsa o zaman onu sorun olarak kabul edebiliriz. İlk cinsel ilişkide kadın korkularından dolayı kendini kasabilir ya da erkek aşırı heyecandan dolayı ereksiyon sorunu yaşayabilir, bu onların vajinismus ya da iktidarsız oldukları anlamına gelmez. Ancak kadın her ilişkide kendini kasıyorsa, eşini yanına yanaştırmıyorsa, erkek vajinaya her yaklaştığında sanki bir duvar varmış gibi vajina kasılıyorsa o zaman vajinismustan söz edebiliriz. Vajinismus diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha erken anlaşılabilir, biz çiftlere ilk bir hafta içinde ilişki gerçekleşmezse bunun nedenlerini araştırmalarını öneriyoruz. İktidarsızlık tanısı için de kişinin en az 5 ay boyunca her ilişkide ereksiyon sorunu yaşıyor olması gerekiyor. Ara sıra her insan ereksiyon sorunu yaşayabilir, bunu çok büyütmemek gerekir, ama sürekli hale geldiyse o zaman tedaviye başvurulmalıdır.

Cinsellik hakkında konuşmak yararlı mıdır? Yoksa ilişkinin büyüsünü bozar mı?

Cinsellikten konuşmak çift için çok yararlıdır. Bizim toplumumuzda her şey el yordamıyla yapılıyor, ortada sorun olmadığı sürece konuşmaya da gerek duyulmuyor. Oysa ki konuşmak için illaki sorun olması gerekmez. En özel şeylerini paylaşan çift bunları konuşmaya çekinir, biz her zaman konuşmayı öneriyoruz. Konuşmak cinselliğin en önemli adımlarından biridir. Kadın da erkek de cinsellikle ilgili isteklerini, arzularını, beklentilerini ve kaygılarını birbirine ifade ederse hem aralarındaki güven gelişir ve o zaman cinsel yaşamlarında daha mutlu olurlar.

İlk gece doğum kontrolünde kim korunmalı?

İlk gece kimin korunacağına çift evlilik öncesinde karar vermelidir. Biz her çiftin evlenmeden önce cinsel danışma ve rehberlik hizmeti alması gerektiğini savunuyoruz. Bu henüz ülkemizde yaygın bir durum olmasa da, aslında evlenmeden ve sorunlar yüzeye çıkmadan önce yardım almak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Evlilik öncesi cinsel danışmanlık ne demektir? Çiftin evlenmeden önce ilk gece, cinsel ilişki, cinsel organların yapısı ve doğum kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi alması demektir. Böylece çiftin ilk geceye yönelik kaygıları da azalacaktır. Çift birlikte bir jinekoloğa ve cinsel terapiste başvurarak, cinsel konularda bilgi alabilir. İlk gece kadın doğum kontrol apı kullanabilir, ancak doğum kontrol hapına belli bir süre önceden başlamak gerekir, bunun için bir uzmandan bilgi almak en doğrusu olacaktır. Ya da erkek prezervatif kullanabilir, buna çift birlikte konuşarak karar verebilir.

Kadın adet dönemindeyse geciktirici kullanabilir mi?

Geciktiriciler bilinçsiz kullanıldığında hormonal dengeyi bozabilir, kadın önce muayene olmalı ve kadın- doğum doktorunun önerisine göre hareket etmelidir.

Erkek ve kadın bu gece hakkında bilmediklerini kimle konuşmalıdır? En doğrusu arkadaş mı, aile mi?

Çok eskiden sağdıçlık denilen bir kurum varmış, sağdıç evlenmeden önce erkeğe ilk gece nasıl davranması gerektiğini anlatırmış. Ancak artık böyle gelenekler yok ve çoğu çift ilk gece hiç birşey bilmeden yatağa gidiyor. İnternet kullanımının artmasıyla internetten edinilen yanlış bilgiler ve porno filmlerdeki abartılı görüntüler de özellikle erkeklerin cinsellikten ve eşlerinden beklentilerini arttırabiliyor. Erkekler tabi ki bu konuyu onlara anlatabilecek birileriyle konuşmalı, bu arkadaş da olabilir bir aile büyüğü de olabilir. Toplumumuzda kadınlara bilgi veren daha az, çoğu kadın cinselliği kimse ile konuşamıyor. Anne ile ya da abla, kuzen ya da aile içinde evli olan bayanlarla konuşabiliyor ancak çoğu zaman onlardan edindiği bilgiler doğru ve sağlıklı olmayabiliyor. Benim önerim yine çiftin evlilik öncesinde bir cinsel terapistten bilgi ve danışmanlık almasıdır. Uzmanlara başvurmak için mutlaka sorun yaşıyor olmak gerekmez, sorunlar ortaya çıkmadan önemlerini almak daha doğru olacaktır.

Çiftlerden biri ilişki istemiyorsa, diğer taraf hiç talepkar olmamalı mıdır?

Çiftlerden biri ilişki istemiyorsa bunun nedeninin araştırılması gerekir. Bu kişinin kendisiyle ilgili bir sorun mu yoksa eşinin ona karşı davranışı ve yaklaşımı ile mi ilgili, bunların değerlendirilmesi gerekir. Diğer eş eşine nasıl yaklaşması gerektiğini bilmeli, sorunun ne olduğunu sormalı ve çift duygularını birbirileriyle paylaşmalıdır. Bir tarafın ‘’ben ilişki istemiyorum’’ diyerek işin içinden sıyrılması da doğru değildir, diğer tarafın zorlaması da doğru değildir. Eğer ortada bir sorun varsa onun çözümü bulunmaya çalışılmalıdır.

Utangaçlık ile hiç istememenin sınırı nedir? O sınırı kim çizebilir?

Utangaçlık farklı bir şeydir, cinsel ilişkiyi istememe ise uzun vadede bir cinsel işlev bozukluğudur. Bu ikisini aynı cümlede değerlendirmek doğru olmaz, çünkü utandığı için cinsel ilişkiyi istememe gibi bir duruma rastlamıyoruz aslında. Özellikle kadın cinsellik konusunda ne kadar tutucu yetişmiş olursa olsun, ilk gece de dahil fazla utangaçlık yaşamıyor. Aslında kadının cinselliğe olan tavrını erkeğin davranışları belirliyor. Erkek karısına yatakta nasıl yaklaşacağını, nasıl davranacağını, onun ruhunu nasıl okşayacağını bilmelidir. Eğer erkek eşine doğru bir şekilde yaklaşırsa utangaçlık söz konusu bile olmuyor.

En doğrusu, çiftlerin kendi aralarındaki uyumu sağlamaları için evlenmeden deneme yapmaları mı?

Toplumumuzda evlilik öncesi ilişki çok hoş karşılanmadığı için, ”evlenmeden önce deneyin” deme hakkına sahip değiliz. Cinsel sorun yaşayan çiftlere baktığımızda bir genelleme yapmak da mümkün olmuyor. Bazen 5-10 yıl flört etmiş bir çift de sorun yaşayabiliyor, hiç birbirini tanımadan evlenen, evlenmeden önce el ele bile tutuşmamış çiftler de bize başvurabiliyor. Cinsel sorunlar çok boyutlu; kişisel özellikler, duygular, düşünceler, algılar, çiftin ilişkisinin samimiyet, sevgi, saygı düzeyi hepsi cinselliği etkiliyor. Çiftlere evlenmeden önce kendi ahlaki yargı ve sınırları içersinde birbirilerini tanımalarını önerebiliriz. Cinselliği belirli sınırlarda yaşayabilirler, bu zaten bir ihtiyaçtır, dürtüdür, çok fazla bastıramazsınız. Bastırdığınızda daha olumsuz sonuçlar ortaya çıkar. Çift evlilik öncesi konuşmalı, birbirini cinsel açıdan tanımaya çalışmalı, bu konuda bilgi edinmelidir. Neyi, ne kadar yapacaklarına kendileri karar veriler zaten.

Cinselliğin biyolojik, anatomik, psikolojik, sosyolojik ve kültürel olmak üzere birçok farklı yönü vardır. Cinsel hayat da bunların hepsinden etkilenir. Özellikle bir toplumdaki cinsellikle ilgili yanlış inanışlar, kültürel yapı, cinselliğin algılanış biçimi, çocukluktan itibaren cinsellikle ilgili konuşulanlar ve öğretilenler ya da öğretilemeyenler, örfler, adetler, vb. cinsel hayatı etkilemiştir ve birçok cinsel sorunun ortaya çıkışında da rol oynamıştır.

Vajinismus vajina kaslarının istemdışı kasılması ve bu nedenle cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi durumudur. Cinsel ilişki sırasında kadının sadece vajina kasları değil, tüm vücudu kasılmakta ve panik atak benzeri belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Vajinismus toplumumuzda yaygın görülen bir cinsel işlev bozukluğudur. Kadınların cinsel terapiye başvurma nedenlerinin başında vajinismus gelmektedir. Ülkemizde 10 kadından birinde vajinismus olduğu düşülmektedir, cinsel sorunlar nedeniyle cinsel terapiye basvuran kadın hastaların %73’ünün vajinismus oldugu bildirilmektedir. (Tuğrul ve ark., 1993) Diğer ülkelerde bizdeki kadar yaygın değildir. (?)Batılı kaynaklarda vajinismusun sıklığı %1-6 olarak arasında tahmin edilmektedir.12,13

Vajinismus primer ve sekonder olmak üzere iki şekilde görülmektedir. Primer, ilk cinsel ilişkiden itibaren sorunun ortaya çıkmasıdır. Sekonder ise, sorunun daha sonraları travmatik bir cinsel ilişki ya da doğum, vb. gibi olaylardan sonra oluşmasıdır. Türk toplumunda daha çok primer vajinismus görülmektedir. Neredeyse bize başvuran vakaların tamamına yakını primer vajinismustur. 50 vajinismus vakası üzerinde yapılan bir çalışmada, vakalardan %70 inin primer vajinismus olduğu görülmüştür. Bu da bize toplumumuzdaki erkeklerin de genellikle cinsel bilgiler yönünden yetersiz olduklarını “ilk gece” ilişkisinde kadına nasıl davranacaklarını bilmediklerini göstermektedir. (Oktay& Erez, 1996)
Vajinismusun olası nedenleri şu şekildedir:

– İlk gece / ilk ilişkide acı çekme korkusu
– Kızlık zarına verilen abartılı önem
– Cinsel deneyim ve bilgi eksikliği
– Vajinanın dar olduğu ve penisin oraya giremeyeceği
– Cinsellik hakkında olumsuz duygu ve düşünceler
– Çocuklukta anne- babanın ilişkisine tanık olma
– Geçmişteki cinsel taciz yaşantısı,
– Yüksek kaygı,
– Dini ve ahlaki olarak katı kuralları olan bir ailede yetişme
– Hamilelik korkusu,
– Bağlanma ve yakınlık korkusu,
– Elektra kompleksi
– Genç kızlıktan kadınlığa geçmeyi istememe
– Eşle ilgili sorunlar
– Eşin ailesi ile birlikte yaşama

2003 de 200 vajinismuslu kadınla yapılan bir çalışmada, 122 sinde (%61) yetersiz ve abartılı bilgilendirmelerden dolayı oluşan ilk gece korkusunun vajinismusa neden olduğu görülmüştür. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre; vajinismusa yol açan diğer nedenler şöyle sıralanmıştır:
İlk ilişkide partnerin zorlaması ve kadının canının çok yanması (%18)
Çocukken tacize uğrama (%10.5)
Cinselliği pis ve kirli olarak algılama (%4.5)
Anne- babanın cinsel ilişkisine tanık olma (% 2.5)
Doğum olayına tanık olma (%2)
Cinsel bölgede fiziksel travma yaşama (%1.5)

2008 yılında Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin 30 vajinismuslu kadın üzerinde yaptığı çalışmada kanama beklentisinin abartılı bir korku haline dönüşmesinin vajinismusun en sık rastlanan nedeni olduğu görülmüştür.

Cinselliğin hala bir tabu olduğu ve ilk gecenin fazlaca abartıldığı ülkemizde, vajinismusun en yaygın nedeni ilk gece korkusudur. Türk toplumunda ilk gece denilen bir kavram vardır. Bu, evliliğin ilk gecesi kurulan cinsel ilişki anlamına gelir. Türk toplumunda evlilik öncesi cinsel ilişki hoş karşılanmadığı için kadın da erkek de cinsel açıdan deneyimsizdir. İlk gece cinsel ilişki yaşayacak olmak çift üzerinde baskı yaratır ve genellikle ilk ilişki başarısızlıkla sonuçlanır. Kadın canının yanacağı, çok acı çekeceği ve çok kanama olacağı korkusuyla cinsel ilişkiye izin vermez ve zamanla bu bir alışkanlık halini alır. Vajinismus sorunuyla tedaviye başvuran kadınlardan en sık duyduğumuz cümleler şunlardır: ‘’İlişkide canımın çok yanacağından korkuyorum.’’ ‘’Sanki o an ölecekmişim, içim paçalanacakmış gibi geliyor.’’ ‘’ Eşim bana daha dokunur dokunmaz kaskatı kesiliyorum ve titremeye başlıyorum.’’ ‘’Benim vajinamda delik yok, oraya asla bir şey giremez.’’ ‘’ Ben küçükken penisin vajinaya girmesini iğne deliğinden limonu geçirmeye benzetmişlerdi.’’‘’ Ya çok kanama olursa ve kanamam durmazsa diye korkuyorum.’’ ‘’ Bir yakınım ilk gece içimde bombalar patladı demişti, bunu hiç unutmadım.’’ ‘’ Genç kızlığımdan beri vajinismus olmaktan korkuyordum.’’ ‘’Vajinama dokunamıyorum, dokunduğumda bile acı hissediyorum.’’ ‘’ İlk gece kadın ve erkeğin birbirine kilitli kaldığını duymuştum ya ilk gece ben çok kasılırsam ve eşimin penisi benim vajinamda sıkışırsa, herkese rezil oluruz hastaneye nasıl gideriz.’’
Yukarıdaki bu cümleler bizim toplumumuzda vajinismusun neden 10 kadından birinde görüldüğünün de sebebidir aslında. Cinsellikle ilgili olumsuz duygu ve düşüncelere sahip olarak, cinselliği sevgi ve zevkin paylaşımı olarak değil korkulması gereken ve acı verici bir eylem olarak algılayarak yetiştirilen genç kızlarımızın vajinismus olması çok da şaşırtıcı değildir. Kadın acı beklentisi içersinde olduğunda da acı ve ağrı ‘’kendini gerçekleştiren kehanet’’ olarak ortaya çıkar.

Türk toplumunda kızlık zarına toplumda abartılı bir önem verilmektedir ve mutlaka ilk gece kanama olması beklenmektedir. Bu kan kadının bekaretinin bir kanıtıdır. Bu kanın çok olması, hatta adet kanı gibi oluk oluk akması da beklenir. Artık çok yaygın olmasa da hala bazı bölgelerde kanlı çarşaf geleneği sürmektedir. Aile çiftin beraber olduğu odanın kapısında bekler ve sabaha çift kanlı çarşaf göstermek zorundadır. İlk gece ilişkiyi gerçekleştiremeyen çiftler ailelerine sabah kanlı çarşaf gösterebilmek için, bazen parmaklarını ya da kollarını yaralayarak bir damla kan akıtıp onu göstermektedirler.

Ülkemizde cinsel eğitim olmadığı için kadınlarımız cinsel organlarını da tanımamaktadırlar. Vajinismuslu kadınlar genellikle vajinayı kirli, pis bir organ olarak görürler, vajinanın çok dar olduğunu, penisin oraya giremeyeceğini düşünürler. Kendi vajinasında delik olmadığını düşünen bayanlarla bile karşılaşmaktayız.

Yine ülkemizde vajinismusa yol açan nedenlerden biri de ilk ilişkinin kalabalık bir evde yaşanmasıdır. Özellikle iç anadolu’da çiftlerin kayınvalide, kayınpeder, görümce, vb. ile birlikte aynı evde oturması yaygındır. Bu hem de kültürel bir gelenektir, hem de maddi anlamda çiftin ayrı bir eve çıkma durumu olmayabilir. İlk gece evde başkaları varsa kadın kendini baskı altında hissedebilir, rahat olamayabilir, sesinin duyulacağından çekinebilir ve ilişki sırasında kasılabilir. Yine ilişki sonrası banyo yapmak kalabalık evlerde sorun olabilir, bu nedenle bile cinsel isteksizlik yaşayan çiftler vardır.
Görücü usulüyle evlenme de hala Türk toplumunda yaygındır. Kadın ve erkek birbirini tanımadan, evlenmeden önce birlikte vakit geçirmeden evlenebilmektedir. Böyle olunca da cinsel sorun yaşanması kaçınılmazdır.

Ayrıca ailenin iyi kızı olma, cinselliği kendine yakıştıramama, anne- babaya karşı hissedilen suçluluk duyguları, bekareti kaybetmeyi masumiyetin kaybı olarak algılama, bilinç dışı olarak genç kızlıktan kadınlığa geçmeyi istememe gibi nedenler de vajinismusa yol açabilir.

Vajinismusun Tedavisinde Kültürel Kodlara Uygun Bir Model
‘’Bilme, Görme, Uygulama Felsefesi’’

Vajinismus kadın cinsel işlev bozuklukları arasında kesin olarak çözümü mümkün olan belki de tek bozukluktur. 10 seanslık cinsel terapi ile (7 ila 10 gün arasında) kesin olarak çözüm mümkündür.

Tedaviler toplumlara özgü olmalıdır. O toplumun bakış açılarını, değer yargılarını, düşüncelerini, örf ve adetlerini yansıtmalıdır. Türk toplumunda Vajinismusun en önemli nedeni kanama korkusu olduğu için vajinismus tedavisi de ‘’kan görme beklentisi’’ üzerine şekillendirilir.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Türk toplumunun kültürel kodlarında hem erkek hem de kadında ilk ilişkide kan görme beklentisi vardır. Kanama olmadığında kadın hem eşinin hem de ailensin karşısında zor durumda kalır. Gerçek olduğuna inanılan şeyler gerçekleşir. Kadın ilişkide acı çekeceğine ve kanama olacağına inanırsa, bunu gerçekten yaşar. Çünkü böyle bir beklentisi vardır ve bu gerçekleşir. Böylece de kendini gerçekleştiren kehanet oluşmuş olur. Tedavide bilişsel yeniden yapılandırma ile olumlu beklentiler oluşturularak, önceki olumsuz beklentiler değiştirilir.

Kızlık zarı yırtılmaz, delinmez, patlamaz, kanamaz

Kızlık zarı toplumca çok abartılmaktadır. Oysa ki anatomik olarak bakıldığında kızlık zarının ortasında adet kanının aktığı bir açıklık vardır ve normal şartlarda kadın rahatsa, kendini kasmıyorsa, yeterli ön sevişme yapılmışsa acı, ağrı duyulmadan ve kanama olmadan ilişki gerçekleşir. Ancak vajinismuslu kadınlarda kızlık zarının yırtılacağı, patlayacağı ve delineceğine dair bir korku vardır. Hatta ilk ilişkide oradan ses geleceğine, büyük bir gürültü kopacağına inanan danışanlarımız bile olmaktadır. Biz CİSED olarak kızlık zarının kanamayacağını, delinmeyeceğini, patlamayacağını, yırtılmayacağını savunuyoruz. Bu konuda bazen jinekologlarla ters düştüğümüz de oluyor. Ancak şimdiye kadar CİSED’e vajinismus sorunu ile başvuran 1354 çiftten hiçbirinde kanama olmadı, bunun bizim tezimizi doğruladığını düşünüyoruz. Tedavide doğru cinsel bilgilendirme çok önemlidir, çoğu zaman sadece kızlık zarının kanamayacağı bilgisini vermek bile kadını rahatlatır ve tedavinin %50 si bitmiş olur.
‘’İnan, inandır’’ felsefesi
Cinsel terapist hastayı iyi edeceğine tereddütsüz inanmalı ve hastayı da inandırmalıdır.
Dilatatör yerine, parmağın kullanılmasının önemi
Biz yapay şeyler yerine tedavide parmak kullanmaktan yanayız. Parmak insanın kendi bedeninden bir parçadır ve doğaldır. Yabancı bir madde değildir. Parmak ödevleri vajinismuslu kadınların en çok korktuğu şeylerin başında gelir, asla yapamayacaklarını düşünürler Ancak kendilerine güvendiklerinde ve bu sorunun üstesinden geleceklerine inandıklarında ödevleri çok rahat yaparlar.
Vajinismus değil ‘’beyinismus’’
Vajina kasları kendiliğinden kasılmaz, onların kasılmasına neden olan olumsuz düşünceler ve beklentilerdir. Vajinismustan sorumlu olan vajina değil, beydir. Bu nedenle de vajinismus yerine beyinismus demek daha doğru olacaktır.’’
Vajinismus bir erteleme ve kaçınma hastalığıdır
Vajinismuslu kadın korkularından dolayı tedaviyi sürekli erteler ve bir süre sonra bu çiftte alışkanlık haline gelir. 10, 15 hatta 22 yıl boyunca vajinismus sorunu ile yaşayan çiftler vardır. Genellikle ilk zamanlar sorunun kendiliğinden çözüleceği düşünülür. Cinselliği konuşmayan bir toplum olduğumuz için cinsel bir sorunla uzmana başvurmak yıllar sürebilir.
Vajinismusun tedavisi şu şekilde basamaklandırılır:
Sorunu tespit etme
Cinsel öykü alma
Cinsel bilgilendirme
Nefes ve gevşeme egzersizleri
Fantezi modellemesi
Parmak ödevleri
Sınırlı penis girişi ve cinsel birleşme
Zevk çalışmaları

Vajinismusta Hatalı tedaviler

Cinsel bir sorunun varlığını kabullenmek ve tedaviye başvurmak çift için utanç verici olabilir. Bu nedenle tedaviye başvurmak sürekli ertelenir. Genellikle çift artık çocuk sahibi olmak istediği zaman ve çevreden bu konuda baskı arttığı zaman tedaviye başvurulur.

Çiftler sürekli mucize tedavin peşindedir. Ancak mucize tedavi diye bir şey yoktur. Çiftler cinsel terapiye başvurmadan önce birçok tedavi yöntemi denerler.

Geleneksel kesimlerde ilk önce mutlaka hacıya, hocaya gidilir.Daha sonra kısa süreli çözümler denenir. Tek seanslık tedaviler, kızlık zarının ameliyatla alınması (himenektomi), muayenehanede anestezi altında ilişkinin gerçekleşmesi, vajinal bölge için anestezik krem kullanılması, vajinaya botoks yapılması, ilişki öncesi vajinaya buhar tutulması, sıcak suya oturmak, sakinleştirici veya kas gevşetici kullanılması, vb.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cinsel İşlev Bozuklukları Değerlendirme ve Tedavi Ünitesi’ne tedavi amacıyla başvuran kadınların yarıya yakın kısmına himenektomi yapıldığı saptanmıştır. (kaynak) Ancak vajinismus sorunu psikolojik bir sorun olduğu için kızlık zarının alınması sorunu çözmemektedir. Vajinismuslu kadınların jinekolojik muayene olmakta bile sıkıntı yaşadıklarını düşünürsek, kızlık zarının alınması gibi bir operasyon geçirmek kadını cinsellikten daha da soğutmakta ve eskisinden daha da kötü bir duruma neden olabilmektedir.

Genelde vajinismus tedavisinde penisin vajinaya girmesi hedeflenir ve özellikle tek seanslık tedaviler çiftlere kolay yol gibi görünür. Oysa ki vajinismus tedavisi penis vajinaya girince değil, çift sağlıklı bir cinsel yaşama kavuştuğunda ve kadın da cinsel ilişkiden zevk almaya başladığında tamamlanmış olur.

 

 

 

vajinismus, vajinismus tedavisi, ankara vajinismus, ankarada vajinismus tedavisi, vajinismus tunalı, vajinismus kızılay, vajinismus terapi, vajinismus terapisi, vajinismus tedavi, ankarada vajinismus terapisi, vajinismus merkezi, vajinismus psikolog, vajinismus terapist, vajinismus doktoru, vajinismus terapisti, eskişehir vajinismus, kırıkkale vajinismus, çorum vajinismus, yozgat vajinismus, düzce vajinismus, bolu vajinismus, vajinismus tedavisi nasıl olur, vajinismus danışma, ilk gece korkusu, vajinismus kliniği, vajinismus terapi merkezi, vajinismus tedavi merkezi, vajinismus terapi kliniği, vajinismus tedavi kliniği, vajinismus hastalık mı, vajinismus nasıl çözülür, vajinismus ağrı, vajinismus acı, vajinismus korku, vajinismus belirtileri, vajinismus nedir, vajinismus parmak yöntemi, vajinismus parmak egzersizleri, vajinismus hastalığı, vajinismus evlilik, vajinismus erken boşalma, erken boşalma vajinismus, vajinismus erekstil disfonksiyon, erektil disfonksiyon vajinismus, cinsel isteksizlik vajinismus, vajinismus cinsel isteksizlik, disparoni vajinismus, vajinismus ağrılı cinsel ilişki, erken boşalma tedavisi, ankarada erken boşalma, erken boşalma psikolog, erken boşalma terapi

Cinsel İlişkiye Girememe Hastalığı (CİG)

October 31, 2010 @ 11:26 pm
posted by gulum

Cinsel İlişkiye Girememe (CİG) adını verdiğimiz cinsel sorun, son dönemde yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki, Cinsel İlişkiye Girmeme denildiğinde aklımıza ne gelmektedir? Cinselliği toplumca kafamızda çok büyütüyoruz, ama bu konuda doğru bilgi edinmek için de hiçbir şey yapmıyoruz. Bu nedenle de evliliğin ilk günlerinde cinsel hayatta sorun yaşamak kaçınılmaz oluyor ve ne yazık ki evliliğin ilk gecesinden başlayan sorunlar yıllarca sürüyor ve çiftin yatak odasını kabusa çevirebiliyor.

Cinsel İlişkiye Girmeme hastalığı da ilk gece ortaya çıkan sorunlardan biridir.  Cinsel İlişkiye Girememe yani CİG’i üç farklı şekilde görebiliyoruz.  Bunlar Vajinismus, bağlanma (iktidarsızlık) ve cinsel bilgisizlik ve deneyimsizliğe bağlı olarak cinsel ilişkiye girememedir.

Vajinismus, kadının cinsel ilişkiye dair korkuları nedeniyle istem dışı olarak kasılması ve ilişkiye izin vermemesidir. Bu durum çifti gerçekten de olumsuz etkileyen ve eğer tedavi edilmezse yıllarca sürebilen bir cinsel sorundur.

Bağlanma ise, erkeğin ilk gece yaşadığı kaygı, baskı ve performansıyla ilgili endişelerinden dolayı cinsel ilişkiyi gerçekleştirememesidir. Bu durum sertleşme sorunu ya da erken boşalma olarak karşımıza çıkabilir. Erkek cinsel birleşmeye yetecek sertliği bir türlü sağlayamaz ya da penis vajinaya girmeden boşalır ve bu durum bir defa gerçekleştiğinde eğer erkeğin psikolojik durumu da buna müsaitse, zincirleme bir şekilde olumsuz duygu ve düşünceler erkeği ele geçirir ve her ilişki denemesi hüsranla sonuçlanır. Yıllar boyu bu nedenle eşler arasında cinsel ilişki kurulamayabilir. Sertleşme sorunları büyük ölçüde fiziksel ve damarlara bağlı bir sorun olmakla birlikte, bağlanma dediğimiz durum genellikle psikolojiktir. Erkek evlenmeden önce nişanlıyken eşine karşı cinsel arzu hissedebiliyor ve tam olarak cinsel ilişkiye girmeseler de penisi sertleşiyordur. Ancak evlendikten sonra aynı kadın artık karısı olmuştur ve eşiyle birlikteyken ereksiyonu sağlayamaz. . Ya da karısı ile cinsellikte sorunlar yaşarken, dışarıda başka bayanlara karşı hiçbir sorun yaşamaz. Bu durumun sorunun psikolojik kökenli ve muhtemelen psikodinamik kökenli olduğunun bir işareti olabilir. Genelde bağlanma sorunu ile gelen çiftlerde erkek ‘’dışarıda gördüğüm her bayana arzu duyabiliyorken, eşime karşı duyamıyorum.’’ diye sorunu tanımlar. Bu onun çok rahatsızlık duyduğu ve anlam veremediği bir durumdur. Eğer tedaviye başvurulmazsa bu durum yıllarca sürebilir ve çift yıllarca cinsel ilişkiye giremeyebilir.

Cinsel bilgisizlik ve deneyimsizliğe bağlı olarak da çift uzun yıllar boyu cinsel sorunlar yaşayabilir. Nasıl öpüşeceğini, nasıl sevişeceğini bilememe, kendi bedenini ve cinsel organını tanımama, vajina deliğini bulamama ve cinsel ilişki için uygun pozisyonu alamama gibi nedenlerden dolayı, çiftlerin yıllar boyu cinsel ilişkiyi gerçekleştiremediğini görmekteyiz. Çiftler utandıkları için bu durumu kimseye anlatamazlar, çözüm bulmaları da böylece gecikir.

Oysa ki cinsel bilisizlik ve deneyimsizliğe bağlı olarak ortaya çıkan cinsel sorunlar aslında çözümü en kolay olanlardır. Çünkü ayrıntılı bilgilendirme yapıldığında ve çiftin hem kendilerini hem de birbirlerinin vücudunu tanımaları sağlandığında sorun kolayca çözülmektedir. Vajinismus ve bağlanmanın da cinsel terapi ile çözümü mümkündür. Çiftlerin yaptıkları en büyük hata sorunun kendiliğinden çözülmesini beklemek ve çözüm için tedaviye başvurmakta gecikmektir. Tedavi için doğru yere başvurulduğunda mutlaka çözüm olacaktır.