FAIL (the browser should render some flash content, not this).

Glad to see you here

Her insanın zaman zaman kendi başına üstesinden gelemediği sorunlar olabilir ve bir uzman desteğine ihtiyaç duyabilir. Psikoterapi kendinize verebileceğiniz en güzel hediyedir.

Devamını Oku >>

Archive for the ‘Cinsel Bilgisizliğe ve Deneyimsizliğe Bağlı Yaşanan Cinsel Sorunlar’ Category

EN YAYGIN CİNSEL MİTLERDEN ÖRNEKLER

February 3, 2011 @ 11:10 pm
posted by gulum

Cinsel mitler, cinsellikle ilgili doğru olmayan, gerçeği yansıtmayan ancak kulaktan kulağa yıllar boyu yayılmış ve artık herkes tarafından kabul edilir hale gelmiş abartılı inanışlardır, bir bakıma bunlara hurafeler de diyebiliriz. Cinsel mitler bizim toplumumuzda son derece yaygındır, ancak sadece bizde değil tüm dünyada yıllardan beri süregelen yanlış cinsel inanışlar mevcuttur.

Cinsel mitler dünyada da yaygındır ve her toplumun kendi kültürel ve sosyal yapısına göre şekillenebilir. Her toplumun cinsellik konusunda kültürel inanışları ve davranış kalıpları da vardır. Bütün bunlar cinsel mitleri oluşturur. Cinsel mitler temelde cinsel bilgisizlik ve eğitimsizlikten kaynaklanır. Cinselliğin tabu olarak görülmesi, üzerinde konuşulup tartışılamaması cinsel mitlerin yaygınlaşmasına sebep olur. Cinsel mitler, cinsellikle ilgili abartılı ve gerçekçi olmayan beklentilerin oluşmasına, suçluluk ve pişmanlık hislerine, cinsellikle ilgili kaygı ve korkulara neden olarak cinsel işlev bozukluklarına da yol açabilirler. Cinsel mitleri ve bunların cinsel işlev bozuklukları üzerindeki etkilerini ilk araştıran uzmanlardan biri Dr. Bernie Zilbergeld’dir. Zilbergeld, basın yayı organlarındaki bazı haberlerin, erotik içerikli yayınların, toplum içinde anlatılan fıkra, espri ve şakaların ve özellikle de arkadaşların birbirlerine cinsel konularda aktardıklarının cinsel mitlerin toplumda yaygınlaşması ve kabul görmesi üzerinde etkili olduğunu ifade etmiştir.

En yaygın cinsel mitler şunlardır:

Cinsellik sadece seks demektir.

Toplumca en yaygın olarak inandığımız mitlerden biridir. Aslında sadece bizde değil, tüm dünyada cinsellik seks anlamına gelir düşüncesi yaygındır. Oysa ki cinsellik çok geniş bir kavramdır, sadece pensin vajinaya girmesi demek değildir. Kişinin cinsel kimliği ile ilgili olan her şey, yürüyüşü, oturuşu, kalkışı, giyim tarzı, ses tonu, konuşma şekli her şey cinselliğini yansıtır. Ayrıca seks dendiğinde bu sadece cinsel birleşme demek değildir, dokunmak, öpüşmek, sevişmek, sarılmak hepsi aslında seksin bir parçasıdır.

Erkek her zaman cinsel ilişkiye hazırdır.

Bu mit de yine toplumda çok yaygındır ve özellikle erkeklerin yaşadıkları cinsel sorunların ortaya çıkmasında etkilidir. Çünkü toplumda yaygın olarak erkeğin her zaman cinsel ilişkiyi istediğine, istemeyeceği bir zamanı olmadığına ve erkeğin penisinin en ufak bir uyarılmada sertleşip hemen cinsel ilişkiye hazır olacağına dair yaygın bir inanış vardır. Oysa ki erkeğin de cinsel ilişkiyi istemediği ya da hazır olmadığı zamanlar olabilir. Bu mit erkek üzerinde büyük bir baskı yaratır, sertleşme ve erken boşalma sorunlarına neden olabilir ve çiftin ilişkisi üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir.

Cinsel ilişkiyi erkek başlatır ve idare eder.

Bu da yine erkekler üzerinde baskı yaratan cinsel mitlerden biridir. Bu mit kadın üzerinde de baskı yaratır, cinselliği hep erkeğin başlatması gerektiği inancı kadının o an istese bile cinsel isteğini ifade edememesine yol açabilir.

Kadının seksi başlatması ahlaksızca bir davranıştır, yakışık almaz.

Bu da aslında ‘’cinsel ilişkiyi her zaman erkek başlatır’’ miti ile aynı anlama gelen bir cinsel mittir. Toplumda son dönemde biraz değişse de, hala sekste erkeğin egemen olması gerektiği gibi bir inanış vardır. ‘’Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalıdır, kadın biraz naz yapmalıdır, hemen bunu kabul etmemelidir, çok hevesli görünmemelidir, cinsel arzusunu belli etmemelidir’’ gibi inanışlar kadının kendi cinselliğini bastırmasına ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilmektedir.

Erkeğin penisi sertleşir sertleşmez boşalması gerekir.

Bu erkeklerde erken boşalmaya neden olan mitlerden biridir. Çünkü erken boşalma sorunu ile bize başvuran erkeklerin birçoğu terapi sürecinde, aslında boşalma ile zevki eş değer tuttuklarını ve sevişmekten değil boşalmadan zevk alacaklarını düşündükleri için de erken boşaldıklarını fark etmektedirler. Penisin sertleştikten sonra boşalması gerektiği miti de erken boşalmayı desteklemektedir.

Cinsel ilişkide penis boyu çok önemlidir.

Yine erkekleri bunalıma sokan mitlerden biridir. Neredeyse tüm dünyada yüzyıllardan beri penis boyu ile erkeklik gücü arasında bir bağlantı kurulmuş ve erkeğin penisi ne kadar büyükse yatakta da o kadar iyi olacağı düşünülmüştür. Oysa ki penis boyu cinsel ilişkide çok da önemli değildir, çünkü kadının asıl zevk kaynağı klitoristir. Erkek kadının ruhunu okşarsa, ona güzel sözler söylerse, kadın yatakta beğenildiğini, arzulandığını hissederse, yeterli bir ön sevişme yapılır ve kadının klitorisi uyarılırsa kadın zaten cinsellikten zevk alacaktır. Penis boyu doğrudan kadını tatmin eden bir unsur değildir. Ancak ne yazık ki bu mit nedeniyle erkekler penisleri normal boyutta olsa bile onun küçük olduğunu düşünmekte, cinsel performanslarının iyi olmayacağı, eşleri tarafından beğenilmeyecekleri ve eşlerini tatmin edemeyecekleri endişesine kapılmaktadırlar. Bu yersiz bir endişedir.

Bütün fiziksel temaslar cinsel ilişki ile sonlanmalıdır.

Bu da yine yaygın bir mittir. Cinselliği çağrıştıran her eyleminin sonunun mutlaka cinsel ilişki ile bitmesi gerektiği inancı, çiftleri baskı altında bırakır. Oysa ki dokunmak, sarılmak, öpüşmek de bir ihtiyaçtır ve bazen kişi daha fazlasını istemeyebilir. O an onun ihtiyacı sadece sarılmak da olabilir.

Her erkek, kadına nasıl zevk vereceğini bilmek zorundadır.

Bu da erkeğin cinsel hayatını kabusa çeviren mitlerdendir. Çünkü sevişmeyi ve karşısındakine zevk vermeyi her insanın doğuştan bilmesi gerektiğine inanılır. Oysa ki her insanın farklı zevkleri ve istekleri vardır, herkes için standart bir sevişme şekli ve stili yoktur, bu nedenle o kişiyi tanımadan, onunla bazı şeyleri paylaşmadan her iki taraf için de tatmin edici bir cinsel ilişki yaşamak zordur. Partnerimizle konuşursak, duygu, düşünce, kaygı ve endişelerimizi paylaşırsak her şey daha güzel olacaktır. Ancak hem bu cinsel mitler hem de arkadaş çevresinde konuşulanlar, özellikle cinselliği merak eden ve cinsel açıdan henüz tecrübe yaşamamış erkekleri baskı altında bırakır ve erkekte ya partnerimi mutlu edemezsem endişesi doğar. Cinsellik doğal bir olgudur, ne kadar rahat ve doğal olursak o kadar keyifli hale gelir.

Cinsel ilişkide her iki tarafın da orgazm olması gereklidir.

Cinsel ilişkinin sonunda her iki tarafın da mutlaka orgazm olması gerektiği beklentisi de yine çiftlerin cinsel hayatlarını olumsuz etkileyebilir. Seksin de amaçları vardır ve her zaman amaç orgazm olmak değildir. Seksin ne gibi amaçları olabilir? Sevilmek, sevildiğini bilmek, korunmak, kendini iyi hissetmek, bir erkek tarafından çekici bulunmak, rahatlamak, gevşemek, stres atmak ve zevk almak. Bazen kişi sadece başka bir bedenin temasını ve sıcaklığını hissetmek için de cinselliği yaşamak isteyebilir. Amaç her zaman orgazm değildir. Orgazm hem ruhsal hem de fiziksel olarak yaşanan bir doyum halidir. Orgazmı takıntı haline getirmek, her ilişkiye ‘’ya orgazm olamazsam’’ ya da ‘’ mutlaka orgazm olmalıyım’’ diye başlamak kişiyi strese sokar ve mutsuz eder. Eğer zaten çift birbirini tanımaya zaman ayırır, kendini sevişmeye odaklar ve rahat olursa orgazm da gelecektir.

Cinsel ilişkide kadın ve erkek aynı anda orgazm olmalıdır, yoksa o ilişki başarısız olmuş demektir.
“Her ilişki mutlaka orgazmla sonlanmalıdır’’ mitinin yanı sıra bir de kadın ve erkeğin aynı anda orgazm olması gerektiği inancı da toplumda yaygındır. Aynı anda orgazm olmak gerçekten de cinsel bir mittir. İmkansız değildir ancak çok mümkün de değildir. Bu mit yeni evli çiftleri ya da cinsel açıdan henüz fazla deneyimi olmayan kişileri umutsuzluğa sürükleyebilir. Çift birbirini iyi tanıdığında, birbirinin nelerden hoşlandığını keşfettiğinde cinsel uyumu yakalar ve ancak o zaman boşalma zamanlarını birbirine göre ayarlayıp aynı anda orgazma ulaşabilir. Ancak bu bir gereklilik değildir, önemli olan orgazm olmak değil sevişmenin her anından zevk almaktır.

Partnerler birbirlerini severlerse ilişkiden nasıl zevk alacaklarını da bilirler.

Cinsel ilişkide partnere karşı hissedilen güzel duygular, sevgi, aşk tabi ki önemlidir. Ancak sadece seviyor olmak tatmin edici bir cinsel ilişki yaşamak için yeterli değildir. Birbirini tanımak, birbirinin istek ve arzularına saygı göstermek ve cinselliği konuşmak gereklidir.

Masturbasyon kötü bir eylemdir, pistir, zararlıdır.

Körlüğe, sağırlığı, deliliğe, sivilceye, vb. neden olur.Masturbasyonla ilgili mitler sadece bizim toplumumuzda değil, tüm dünyada fazlaca yaygındır. Masturbasyon kişinin kendi kendini tatmin etmesidir ve eğer kişinin bir partneri ya da eşi yoksa cinsel dürtüleri gidermenin sağlıklı bir yoludur. Ancak yüzyıllardan beri masturbason hep ayıp, kötü, günah, yasak olarak değerlendirilmiş ve masturbasyon yapan kişiler hep suçluluk, pişmanlık duyguları ile baş etmek zorunda kalmışlardır. Toplumda erkeklerin masturbasyon yapması daha normal kabul edilirken, kızların masturbasyon yapması daha da kötü olarak algılanır. Ancak şu bir gerçektir ki, doğuştan cinsel dürtüler her insanda vardır ve bu dürtüler tatmin edilmediğinde kişide sıkıntı ve stres yaratır. Masturbasyon cinsel dürtüleri tatmin etmek için sağlıklı bir yoldur, ancak suçluluk, günahkarlık duyguları ile yapıldığında cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Masturbasyon; sağır yapmaz, körlüğe neden olmaz, kişinin ruh sağlığını bozmaz, ders çalışmayı ve konsantrasyonu engellemez, uyku sorunu yaratmaz, sivilceye neden olmaz, bunlrın hepsi cinsel mittir.

İlk cinsel ilişki kadın için acılı ve ağrılıdır. Mutlaka kızlık zarının kanaması gereklidir.

İlk ilişki ve özellikle de kızlık zarı hakkında bizim toplumumuzda yanlış inanışlar o kadar fazladır ki yazmakla bitmez. Bizler de bize başvuran danışanlarımızdan çok farklı cinsel mitler duyuyoruz. Özellikle ilk gece korkusu vajinismus hastalığına yol açabiliyor ve çiftler daha evliliğin ilk gecesinden büyük sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Oysa ki kızlık zarında doğuştan bir delik vardır ve bu delikten adet kanı akar. Eğer ilk ilişkide kadın rahatsa, kendini kasmazsa, yeterli ön sevişme yapılırsa ve vajina ıslanırsa ilişki çok rahat geçekleşir ve acı, ağrı ve kanama olmaz.

Cinsel ilişki sırasında vajinanın kasılarak penisi sıkıştırması mümkündür.

Bize cinsel ilişkiye girmeme sorunuyla başvuran çiftlerin en çok korktukları olaylardan biri de kadın ve erkeğin birbirine kilitli kalmasıdır. Buna tıpta penis captivus adı verilir. Bu olay dişi köpeklerin erkek köpeğin spermlerini daha fazla tutabilmek ve döllenme olasılığını arttırmak için yaptığı bir davranıştır, ancak insanda vajinanın kasılıp penisi sıkıştırması mümkün değildir. Ancak bize başvuran hemen her çift bu kaygıdan bahseder, demek ki bu mit kulaktan kulağa yayılmış ve şehir efsanesi haline gelmiştir.

Yukarıda yazdıklarım cinsel mitlere bazı örneklerdir ve bu mitler gerçeği yansıtmadığı halde kişilerin cinsel hayatlarını olumsuz etkilemekte ve cinsel işlev bozukluklarına da zemin hazırlamaktadır. Cinsel mitlerin üstesinden gelmenin yolu cinsel eğitimdir, doğru ve sağlıklı bilgiye ulaşmaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

vajinismus, vajinismus tedavisi, ankara vajinismus, ankarada vajinismus tedavisi, vajinismus tunalı, vajinismus kızılay, vajinismus terapi, vajinismus terapisi, vajinismus tedavi, ankarada vajinismus terapisi, vajinismus merkezi, vajinismus psikolog, vajinismus terapist, vajinismus doktoru, vajinismus terapisti, eskişehir vajinismus, kırıkkale vajinismus, çorum vajinismus, yozgat vajinismus, düzce vajinismus, bolu vajinismus, vajinismus tedavisi nasıl olur, vajinismus danışma, ilk gece korkusu, vajinismus kliniği, vajinismus terapi merkezi, vajinismus tedavi merkezi, vajinismus terapi kliniği, vajinismus tedavi kliniği, vajinismus hastalık mı, vajinismus nasıl çözülür, vajinismus ağrı, vajinismus acı, vajinismus korku, vajinismus belirtileri, vajinismus nedir, vajinismus parmak yöntemi, vajinismus parmak egzersizleri, vajinismus hastalığı, vajinismus evlilik, vajinismus erken boşalma, erken boşalma vajinismus, vajinismus erekstil disfonksiyon, erektil disfonksiyon vajinismus, cinsel isteksizlik vajinismus, vajinismus cinsel isteksizlik, disparoni vajinismus, vajinismus ağrılı cinsel ilişki, erken boşalma tedavisi, ankarada erken boşalma, erken boşalma psikolog, erken boşalma terapi, sertleşme sorunu, ereksiyon problemi, ankarada cinsel terapi uzmanı, ağrılı cinsel ilişki tedavi

İlk gece korkusu nedir?

İlk gece korkusu bizim toplumumuzda sıklıkla yaşanan bir korkudur, gerdek gecesi cinsel ilişkiye girme konusunda çiftin duyduğu endişeyi ifade eder. Toplumumuzda genel anlayış cinsel ilişkiyi tam anlamıyla yaşamak için evlilik sonrasını beklemektir, bu nedenle hem kadın hem de erkek ilk geceyi düşünerek heyecanlanır, bazen bunu büyütüp kafasına takabilir.

Bu kabusu daha çok kadınlar mı yoksa erkekler mi yaşıyor?

Toplumca sanki ilk gece korkusu sadece kadınlarda varmış gibi görünse de, aslında bu kaygıyı hem erkekler de yaşar, yani ilk gece korkusu sadece kadınlara özgü bir durum değildir. Türk toplumunda kızlık zarına abartılı bir önem verilmektedir. İlk gece kadın canının yanmasından, acı ve ağrı duymaktan ve kanama olmasından korkar. Kanama beklentisi hem kadında hem de erkekte vardır. Kadın ilk gece hem kanama olmasından, hem de olmamasından korkar, çünkü çocukluğundan itibaren ”kızlık zarı kanar” denilerek yetiştirilmiştir ve kanamaması da önemli bir sorundur. Toplumda sanki ilk gece kadının başına kötü bir şey gelecekmiş gibi davranılır, bu nedenle de kadın ilk gece korkusu yaşar. Erkeğin ilk geceye dair farklı kaygıları vardır, kadının canının yanmasından korkarken erkek de başarısız olmaktan korkar. Cinsel güç, cinsellikteki başarı erkeklikle özdeşleştirildiği için ilk gece ereksiyon sorunu ya da erken boşalma yaşamak erkeğin kabusudur. Hem kadının hem de erkeğin korkuları birleşince ilk gece çoğu çift için sıkıntılı bir şekilde yaşanır.

Düğünden hemen sonra gerdeğe girmek gerekli midir? Balayı beklense ne olur?

Yoğun geçen nikah- düğünden sonra çift yorgun olur, bir de o gece cinsel ilişkiye girme mecburiyeti olunca üzerlerinde baskı hissedebilirler. Daha geleneksel ailelerde anne- babaların, akrabaların da baskısı olabilir. Kapıda bekleyenler, telefon edenler olabilir. Bu konuda çifti rahat bırakmak gereklidir. Neyi ne zaman yaşayacaklarına onlar karar vermelidir. İlk gece çok yorgunlarsa sarılıp uyuyabilirler. Daha öncesinde cinsel olarak birbirini tanımayan, hiç başbaşa kalmamış ya da birbirini ilk defa çıplak gören çiftler olabilir, onlardan hemen o gece birliktelik yaşamalarını beklemek çok da doğru olmayacaktır. Sonuçta önemli olan kadın ve erkeğin birbirine ve cinselliğe alışmasıdır. O gece dinlendikten sonra ertesi gün herşey daha keyifli olacaktır.

İki tarafta çok heyecanlıysa ne yapmaları lazım?

Eğer kadın ve erkeğin daha önce cinsel bilgi ve deneyimleri yoksa, birbirlerini evlilik öncesinde fazla tanıma fırsatı da bulmadılarsa heyecanlı olmaları doğaldır. Bu heyecanın nedeni aslında ilk cinsel ilişkiyi gözlerinde çok büyütmeleri ve abartmalarıdır. Kadın ve erkek eğer çok heyecanlıysa önce konuşup birbirlerini rahatlatmalı, endişelerini ve kaygılarını birbirleriyle paylaşmalıdır. Çift cinselliği birlikte öğrenecekse, birbirine karşı açık olmalıdır. Kadın ve erkek eğer birbirlerine destek olur ve cinsel konularda bilgilenirlerse sorun olmayacaktır.

Çiftlerin, gerçekten vajinusmus ya da iktidarsız oldukları ne kadar denemeden sonra anlaşılır?

Bir sorun eğer belli bir süre boyunca her cinsel ilişkide sürekli ve yineleyici biçimde ortaya çıkıyorsa o zaman onu sorun olarak kabul edebiliriz. İlk cinsel ilişkide kadın korkularından dolayı kendini kasabilir ya da erkek aşırı heyecandan dolayı ereksiyon sorunu yaşayabilir, bu onların vajinismus ya da iktidarsız oldukları anlamına gelmez. Ancak kadın her ilişkide kendini kasıyorsa, eşini yanına yanaştırmıyorsa, erkek vajinaya her yaklaştığında sanki bir duvar varmış gibi vajina kasılıyorsa o zaman vajinismustan söz edebiliriz. Vajinismus diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha erken anlaşılabilir, biz çiftlere ilk bir hafta içinde ilişki gerçekleşmezse bunun nedenlerini araştırmalarını öneriyoruz. İktidarsızlık tanısı için de kişinin en az 5 ay boyunca her ilişkide ereksiyon sorunu yaşıyor olması gerekiyor. Ara sıra her insan ereksiyon sorunu yaşayabilir, bunu çok büyütmemek gerekir, ama sürekli hale geldiyse o zaman tedaviye başvurulmalıdır.

Cinsellik hakkında konuşmak yararlı mıdır? Yoksa ilişkinin büyüsünü bozar mı?

Cinsellikten konuşmak çift için çok yararlıdır. Bizim toplumumuzda her şey el yordamıyla yapılıyor, ortada sorun olmadığı sürece konuşmaya da gerek duyulmuyor. Oysa ki konuşmak için illaki sorun olması gerekmez. En özel şeylerini paylaşan çift bunları konuşmaya çekinir, biz her zaman konuşmayı öneriyoruz. Konuşmak cinselliğin en önemli adımlarından biridir. Kadın da erkek de cinsellikle ilgili isteklerini, arzularını, beklentilerini ve kaygılarını birbirine ifade ederse hem aralarındaki güven gelişir ve o zaman cinsel yaşamlarında daha mutlu olurlar.

İlk gece doğum kontrolünde kim korunmalı?

İlk gece kimin korunacağına çift evlilik öncesinde karar vermelidir. Biz her çiftin evlenmeden önce cinsel danışma ve rehberlik hizmeti alması gerektiğini savunuyoruz. Bu henüz ülkemizde yaygın bir durum olmasa da, aslında evlenmeden ve sorunlar yüzeye çıkmadan önce yardım almak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Evlilik öncesi cinsel danışmanlık ne demektir? Çiftin evlenmeden önce ilk gece, cinsel ilişki, cinsel organların yapısı ve doğum kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi alması demektir. Böylece çiftin ilk geceye yönelik kaygıları da azalacaktır. Çift birlikte bir jinekoloğa ve cinsel terapiste başvurarak, cinsel konularda bilgi alabilir. İlk gece kadın doğum kontrol apı kullanabilir, ancak doğum kontrol hapına belli bir süre önceden başlamak gerekir, bunun için bir uzmandan bilgi almak en doğrusu olacaktır. Ya da erkek prezervatif kullanabilir, buna çift birlikte konuşarak karar verebilir.

Kadın adet dönemindeyse geciktirici kullanabilir mi?

Geciktiriciler bilinçsiz kullanıldığında hormonal dengeyi bozabilir, kadın önce muayene olmalı ve kadın- doğum doktorunun önerisine göre hareket etmelidir.

Erkek ve kadın bu gece hakkında bilmediklerini kimle konuşmalıdır? En doğrusu arkadaş mı, aile mi?

Çok eskiden sağdıçlık denilen bir kurum varmış, sağdıç evlenmeden önce erkeğe ilk gece nasıl davranması gerektiğini anlatırmış. Ancak artık böyle gelenekler yok ve çoğu çift ilk gece hiç birşey bilmeden yatağa gidiyor. İnternet kullanımının artmasıyla internetten edinilen yanlış bilgiler ve porno filmlerdeki abartılı görüntüler de özellikle erkeklerin cinsellikten ve eşlerinden beklentilerini arttırabiliyor. Erkekler tabi ki bu konuyu onlara anlatabilecek birileriyle konuşmalı, bu arkadaş da olabilir bir aile büyüğü de olabilir. Toplumumuzda kadınlara bilgi veren daha az, çoğu kadın cinselliği kimse ile konuşamıyor. Anne ile ya da abla, kuzen ya da aile içinde evli olan bayanlarla konuşabiliyor ancak çoğu zaman onlardan edindiği bilgiler doğru ve sağlıklı olmayabiliyor. Benim önerim yine çiftin evlilik öncesinde bir cinsel terapistten bilgi ve danışmanlık almasıdır. Uzmanlara başvurmak için mutlaka sorun yaşıyor olmak gerekmez, sorunlar ortaya çıkmadan önemlerini almak daha doğru olacaktır.

Çiftlerden biri ilişki istemiyorsa, diğer taraf hiç talepkar olmamalı mıdır?

Çiftlerden biri ilişki istemiyorsa bunun nedeninin araştırılması gerekir. Bu kişinin kendisiyle ilgili bir sorun mu yoksa eşinin ona karşı davranışı ve yaklaşımı ile mi ilgili, bunların değerlendirilmesi gerekir. Diğer eş eşine nasıl yaklaşması gerektiğini bilmeli, sorunun ne olduğunu sormalı ve çift duygularını birbirileriyle paylaşmalıdır. Bir tarafın ‘’ben ilişki istemiyorum’’ diyerek işin içinden sıyrılması da doğru değildir, diğer tarafın zorlaması da doğru değildir. Eğer ortada bir sorun varsa onun çözümü bulunmaya çalışılmalıdır.

Utangaçlık ile hiç istememenin sınırı nedir? O sınırı kim çizebilir?

Utangaçlık farklı bir şeydir, cinsel ilişkiyi istememe ise uzun vadede bir cinsel işlev bozukluğudur. Bu ikisini aynı cümlede değerlendirmek doğru olmaz, çünkü utandığı için cinsel ilişkiyi istememe gibi bir duruma rastlamıyoruz aslında. Özellikle kadın cinsellik konusunda ne kadar tutucu yetişmiş olursa olsun, ilk gece de dahil fazla utangaçlık yaşamıyor. Aslında kadının cinselliğe olan tavrını erkeğin davranışları belirliyor. Erkek karısına yatakta nasıl yaklaşacağını, nasıl davranacağını, onun ruhunu nasıl okşayacağını bilmelidir. Eğer erkek eşine doğru bir şekilde yaklaşırsa utangaçlık söz konusu bile olmuyor.

En doğrusu, çiftlerin kendi aralarındaki uyumu sağlamaları için evlenmeden deneme yapmaları mı?

Toplumumuzda evlilik öncesi ilişki çok hoş karşılanmadığı için, ”evlenmeden önce deneyin” deme hakkına sahip değiliz. Cinsel sorun yaşayan çiftlere baktığımızda bir genelleme yapmak da mümkün olmuyor. Bazen 5-10 yıl flört etmiş bir çift de sorun yaşayabiliyor, hiç birbirini tanımadan evlenen, evlenmeden önce el ele bile tutuşmamış çiftler de bize başvurabiliyor. Cinsel sorunlar çok boyutlu; kişisel özellikler, duygular, düşünceler, algılar, çiftin ilişkisinin samimiyet, sevgi, saygı düzeyi hepsi cinselliği etkiliyor. Çiftlere evlenmeden önce kendi ahlaki yargı ve sınırları içersinde birbirilerini tanımalarını önerebiliriz. Cinselliği belirli sınırlarda yaşayabilirler, bu zaten bir ihtiyaçtır, dürtüdür, çok fazla bastıramazsınız. Bastırdığınızda daha olumsuz sonuçlar ortaya çıkar. Çift evlilik öncesi konuşmalı, birbirini cinsel açıdan tanımaya çalışmalı, bu konuda bilgi edinmelidir. Neyi, ne kadar yapacaklarına kendileri karar veriler zaten.